Demokrasi Tarihimize Geçecek Bir Gün: 30 Temmuz 2008

2008 Temmuz 31

Dün AK Parti hakkında açılan kapatma davasının sonuçlandığı gündü. Belki de Türkiye Cumhuriyeti’nin Demokrasi Tarihi açısından bir dönüm noktasıydı. Çünkü artık birilerinin gücünün halk‘a yetmediği ilk kez ispatlanmış oldu.

Anayasa Mahkemesi’nin verdiği utanç uyandıran kararlardan birine daha imza imza atılmamış daha doğrusu atılamamış olması ülkemiz ve rejimimiz adına sevindiriciydi. Peki nasıl oldu da bu karar çıkmıştı? Halbuki Türkiye’deki birçok aydın(!) ve usta hukukcu(!) kapatma kararının çıkacağından emindi. Ama yüksek mahkemenin üyelerinden çok şükür ki 5 tanesi onlarla aynı fikirde değildi. Demokrasimize darbe vuracak karara imza atacak, belki de tarih boyunca bu utançla anılacak kadar aklını kaçırmamıştı henüz. Gerçi 4 tanesinin istemeye istemeye bu kararı verdiği açıktı ama yine de bu cesaretlerinden dolayı hepsini tebrik etmek gerek.

AK Parti bundan sonra hazine yardımının yarısından mahrum kalma cezasına çarptırıldı. Bu bile aslında utanç kaynağı ama daha hayati bir hata da yapılabilirdi. Bu yüzden bardağın dolu tarafını görmek ve bundan sonraki dönemde olayları daha dikkatli incelemek gerek.

Türkiye’nin en ünlü hukukçu(!)larından Av. Deniz Baykal ise bu kararı yorumlamakta gecikmedi. Mahkemenin 10 üyesinin Ak Parti’nin laikliğe karşı odak noktası olduğunu tespit ettiğini ve bunun bir kriz olduğunu vurgulamış. Asıl krizi niye görmek istemiyorlar acaba? Yaklaşık 3-4 aydır ülkemizi bu davaya kilitleyerek Dünya’daki Küresel Ekonomik Kriz kapıya dayanmak üzereyken iktidar partisini meşgul etmek, Avrupa Birliği sürecine darbe indirmek, ekonomik büyümeye sekte vurmak ve en önemlisi ise 4 yıldır süregelen istikrarı bozmak krizin ta kendisi değil midir? Ama pardon onlar zaten bunu istiyordu değil mi? Ülke kötüye gitsin ki Ak Parti halkın gözünden düşsün. Peki biz artık bunu yer miyiz Av. Baykal? Artık yeni numaralar bulmanız lazım. Sökmüyor bu bayatlamış hatta küflenmiş ucuz numaralarınız. Siz avukatı olduğunuz Ergenekon Davası üzerine yoğunlaştığınız kadar biraz da bu konuda kafa yorun en iyisi.

Peki ya MHP’ye ne demeli? AK Parti’nin kapatma davasında suçlandığı en önemli konu olan başörtüsü yasasını beraber çıkarmadınız mı? Cihan Paçacı’nın Baykal ile aynı anlama gelen açıklamasını nasıl karşılamak gerek anlayamadım doğrusu. Gerçi daha sonra Bahçeli daha ılımlı bir açıklama yaparak karara saygı duyulması gerektiğini vurguladı ancak onun da açıklamaları demokrasimiz açısından sınıfta kalacak cinstendi. Açıkcası MHP’nin suçlamanın laiklik üzerine yoğunlaştığı bir davada daha olumlu bir tutum içerisinde olmasını beklerdim.

Son olarak Haşim Kılıç’ın “Yeter artık! Her köşeye sıkıştığınızda bize güvenmeyin…” anlamına getirdiği sözlerini takdir ederek yazımı bitirmek istiyorum. Artık milletin iradesini baltalama görevini Anayasa Mahkemesi’ne vermekten vazgeçilirse belki işler daha düzgün rayına oturur…

Anayasa Mahkemesi’nin bu kararının Türkiye Cumhuriyeti’nde demokrasinin daha düzgün işleyebilmesi için bir mihenk taşı olması temennisiyle..

Kalın sağlıcakla…

No comments yet

Leave a Reply

Note: You can use basic XHTML in your comments. Your email address will never be published.

Subscribe to this comment feed via RSS